Sırpça Önekler: Tek Kökten Beş Farklı Fiil
Türkçede bir eylemin tamamlanmış mı yoksa sürmekte mi olduğunu çoğu zaman zaman ekleriyle ya da bambaşka kelimelerle anlatırız: "yazmak", "kopyalamak", "imzalamak", "not almak", "tanımlamak" hepsi ayrı sözcüklerdir. Sırpçada ise tek bir köke takılan küçük bir önek aynı anda iki iş birden yapar. Bu, Türkçe konuşan biri için en başta tuhaf gelir, ama mantığı kavradığınızda sözlüğün yarısını adeta haritada okur gibi çözmeye başlarsınız. Önce iki işi ayıralım. Birinci iş: önek, bitmemiş (imperfektif) fiili bitmiş (perfektif) hâle getirir. pisati "yazmak" demektir ve süregelen, tamamlanmamış bir eylemdir. Önüne na- gelince napisati olur; anlam aynı kalır ("yazmak") ama artık eylem sonuna kadar götürülmüş, tamamlanmış sayılır. Napisao sam pismo cümlesi "Mektubu yazdım (ve bitirdim)" anlamındadır. İşte na- öneki burada yalnızca görünüşü değiştirir, sözlük anlamına dokunmaz. İkinci iş ise asıl şaşırtıcı olan: önek çoğu zaman fiile bambaşka, yepyeni bir anlam yükler. Aynı pisati kökünden yola çıkalım. pre- öneki "karşıya, aktararak" fikrini taşır; prepisati artık "yazmak" değil, "kopyalamak, geçirmek" demektir: Prepisao je ceo tekst u svesku — "Bütün metni deftere geçirdi (kopyaladı)". pot- öneki "alt" anlamındadır; metnin altına ad yazmak, yani potpisati "imzalamak"tır: Potpisao je ugovor — "Sözleşmeyi imzaladı". za- öneki kısa, ani bir kayıt fikri verir; zapisati "hızlıca not almak, kaydetmek"tir: Zapisao sam broj telefona — "Telefon numarasını not aldım". o- öneki "etrafında, çevresinde" demektir; bir şeyin etrafını sözle dolaşmak, yani opisati "tanımlamak, betimlemek"tir. Görüyorsunuz: tek kök pis-, beş ayrı Türkçe kelimeye karşılık geliyor. Peki bitmiş bir fiili yeniden sürekli (tekrar eden, devam eden) hâle nasıl getiririz? Burada ikincil bitmemiş (sekonder imperfektif) devreye girer. prepisati bitmiş bir fiildir, tek seferlik bir kopyalama eylemini anlatır. Araya bir ek (-iva-) sokarak prepisivati yaparız; bu artık "kopyalıyor olmak, sürekli/tekrar tekrar kopyalamak" demektir. Önek de yeni anlam da yerinde kalır, yalnızca görünüş tekrar bitmemişe döner. Svako jutro prepisuje beleške sa table — "Her sabah tahtadaki notları kopyalıyor" cümlesinde bu sürekli biçimi (prepisuje) görüyoruz. Kafanızda net bir çözme yöntemi oluşsun: bir Sırpça fiili üç parçada okuyun. KÖK (pis = temel anlam, yani "yazı/yazmak") → ÖNEK (ne katıyor: yön, yer, tamamlanma) → EK (-iva-/-ava-/-ova- varsa, fiili tekrar bitmemiş görünüşe çeker). Bu üçlüyü görmeye alıştığınızda yeni bir fiille karşılaştığınızda "kök hangisi, önek ne ekliyor, ek var mı?" diye sorup anlamı büyük ölçüde kendiniz tahmin edebilirsiniz. Şimdi tuzaklara gelelim, çünkü Türkçe konuşanların en sık düştüğü hatalar bunlardır. Birincisi: öneki yalnızca "bitmişlik işareti" sanmak. prepisati sadece "bitmiş pisati" değildir; o ayrı bir fiildir, "kopyalamak" demektir. Öneki görür görmez "demek ki tamamlanmış yazmak" diye geçiştirirseniz anlamı kaçırırsınız. İkincisi: süregelen ya da tekrar eden bir eylem için bitmiş fiili kullanmak. "Her gün kopyalıyorum" demek isterken Prepisao sam svaki dan demek yanlıştır — burada doğru biçim ikincil bitmemiş olan Prepisujem svaki dan'dır. Üçüncüsü: çiftleri kuralla türetmeye çalışmak. Hangi önek hangi köke hangi anlamı katacağını birebir kestiremezsiniz; bu yüzden fiilleri çift olarak (bitmemiş + bitmiş birlikte) ezberlemek en sağlıklı yoldur. Dördüncüsü: tek seferlik prepisati ile tekrar eden prepisivati'yi birbirine karıştırmak — biri tek bir kopyalama eylemini, diğeri süren/yinelenen eylemi anlatır.
Örnekler
- napisati to write (complete)
- potpisati to sign
- prepisivati to be copying
Dersin tamamı
Videodaki her şey, yazılı olarak.
-
Tek bir fiilden başlayalım: pisati. Önüne küçücük bir ek koy, birden beş yeni fiilin olur: napisati, prepisati, potpisati, zapisati, opisati. Önek aynı anda iki iş yapar — hem görünüşü hem anlamı değiştirir. Bunu görmezsen kelimenin yarısını okumuş olursun.
-
İşte tüm dersin özü. Fiilin önündeki önek aynı anda iki iş yapar. Birincisi, çoğunlukla bitmemiş görünüşlü bir fiili bitmiş görünüşlü yapar — eylemi tamamlar, sonuca ulaştırır. İkincisi, çok sık olarak anlamı da değiştirir — artık aynı fiil değil, yepyeni bir fiildir. Bu yüzden hem kelimenin ne demek olduğunu hem de görünüşünü anlamak için öneki okumalısın.
-
Görünüş konusunda kısa bir hatırlatma. Bitmemiş görünüşlü fiil eylemi süreç hâlinde, sonu olmayan bir akış gibi görür. Bitmiş görünüşlü fiil ise eylemi bir bütün olarak, tamamlanmış, sonuca varmış hâlde görür. Pisati bitmemiş görünüşlüdür — yazıyorsun, sürüyor. Napisati bitmiş görünüşlüdür — yazdın, tamam oldu. Burada na- öneki sadece eylemi kapatır.
-
İlk öneki iş başında gör — yalnızca eylemi tamamlayan na-: Napisao sam pismo. Anlam hâlâ yazmak, yeni bir şey yok — ama eylem artık bitmiş, mektup var oldu. Na-, yalnızca görünüşü değiştirip anlamı değiştirmeyen öneklerin temiz bir örneğidir. Süren yazmayı tamamlanmış yazmaya çevirdi.
-
Şimdi görünüşün yanında anlamı da değiştiren bir önek — pre-: Prepisao je ceo tekst u svesku. Bu artık sıradan yazmak değil. Prepisati, hâlihazırda var olan bir şeyi aktarmak — yani kopyalamak demektir. Pre-, bir yerden başka bir yere geçirme, aktarma fikrini taşır. Görünüş bitmiş, eylem tamamlanmış, ama dikkat: anlam kaymış. Bu, pisati ile aynı fiil değil.
-
Sonraki önek anlamı daha da kaydırır — pot-: Potpisao je ugovor. Potpisati sıradan metin yazmakla ilgili değildir — imzanı, adını bir belgenin altına koymak demektir. Pot- 'altında' anlamına gelir, yani imza yazılanın altına gider. Bak, önek kök fiilden bambaşka yeni bir kelime nasıl kuruyor.
-
Önekin anlamı ne kadar büktüğünü hissetmen için iki tane daha. Önce za-: Zapisao sam broj telefona. Zapisati, bir şeyi unutmamak için hızlıca not etmek, kâğıda geçirmek demektir. Opisati ise — Opisao je kuću u dve rečenice. bir şeyin nasıl göründüğünü sözcüklerle canlandırmak demektir. Aynı kök, dört önek — dört farklı iş.
-
Şimdi en çok gözden kaçan kısım geliyor. Bir önek bitmiş görünüşlü bir fiil yaptığında, o fiil eylemi yalnızca bir bütün olarak görür. Ama eylemin tekrarlandığını ya da sürdüğünü söylemek istersen ne olacak? O zaman bitmiş fiilden bir son ek ekleyerek geri bitmemiş bir fiil yaparsın. Buna ikincil bitmemiş görünüş diyoruz.
-
Prepisati fiiline bak. Bitmiş görünüşlüdür: bir kez kopyalarsın ve biter. Ama defalarca, düzenli olarak kopyalıyorsan bitmemiş biçime ihtiyacın olur: Svako jutro prepisuje beleške sa table. Köke giren -iva- son eki fiili bitmemiş görünüşe geri çekti. Prepisivati, kopyalama sürecinde olmak, onu tekrar tekrar yapmak demektir. Önek kaldı, kopyalama anlamı kaldı, ama görünüş bir kez daha değişti.
-
Böylece aynı kök için üç basamak elde edersin. Pisati — yalın bitmemiş. Prepisati — yeni anlamıyla bitmiş, kopyalamak. Prepisivati — yine bitmemiş, ama süren ya da tekrarlanan o kopyalama. Üç biçim, üç iş, net bir merdiven.
-
Şimdi asıl tuzak. Bir önekin fiili yalnızca bitmiş görünüşe çevirdiğini, başka bir şey yapmadığını sanmak kolaydır. Ama yalnızca görünüşe bakarsan anlamı kaçırırsın. Prepisati, eylemi bitmiş pisati değildir — kopyalamaktır. Ve bitmiş prepisati ile bitmemiş prepisivati fiillerini karıştırma: biri tek seferlik, diğeri tekrarlanır.
-
İkinci tuzak ikincil bitmemiş görünüştür. Birçok kişi onun var olduğunu unutur, böylece bitmiş prepisati fiilini süren bir eylem anlamına zorlamaya çalışır. İşe yaramaz. Süren ya da tekrarlanan bir eylem için prepisivati kullanmalısın. Prepisao sam bir kez — bu bitmiş. Prepisujem her gün — bu bitmemiş.
-
Bilinmeyen fiilleri okumak için pratik bir ipucu. Yeni bir kelimeyle karşılaşınca önce kökü bul — temel anlamı taşıyan pis. Sonra öneke bak ve ne kattığını sor: yön, yer, tamamlanma. Son olarak son eki kontrol et — eylemi bitmemiş görünüşe geri çeken bir -iva- ya da -ava- var mı. Böylece hem anlamı hem görünüşü parçalardan kurarsın.
-
Özetleyelim. Bir önek iki iş yapar: bitmiş görünüşü oluşturur ve sık sık anlamı değiştirir — napisati, prepisati, potpisati, zapisati, opisati aynı fiil değildir. Bir son ek ise, örneğin -iva-, bitmişi geri bitmemişe çevirir: prepisivati. Kökü, öneki ve son eki oku, her yeni fiil kendiliğinden açılır.