Sırpça fiil görünüşü: bitmiş mi, sürmekte olan mı?
Sırpçada bir eylemin bitmiş mi yoksa sürmekte mi olduğunu zaman ekleriyle değil, fiilin görünüşüyle belirlersiniz. Sorulacak soru basittir: eylemi akarken mi görüyorum, yoksa sonunu ve sonucunu mu görüyorum? Sürmekte olan (nesvršeni) görünüş akışı, alışkanlığı ya da tekrarı öne çıkarır; bitmiş (svršeni) görünüş ise sonucu olan tek ve tamamlanmış bir olayı gösterir. Sırpça bu ayrımı doğrudan fiilin içine yerleştirir; çoğunlukla aynı anlama gelen fiil çiftleriyle: jesti/pojesti, učiti/naučiti, čitati/pročitati, pisati/napisati. "Jeo sam ručak." ile "Pojeo sam ručak." cümlelerini karşılaştırın. İlki bir süreci anlatır — sofradaydınız ve yemek yiyordunuz; ikincisi sonucu vurgular — tabak boş, eylem tamamlanmıştır. Türkçede bu farkı çoğu zaman aynı fiille verir, bağlama ya da "yedim, bitirdim" gibi sözcüklere yaslanırız. Sırpçada ise seçimi daha fiili söylerken yaparsınız ve bu seçim cümlenin anlamını tümüyle değiştirebilir. Aynı seçim hem geçmiş hem gelecek zamanda geçerlidir. "Sutra ću čitati." eylemi bir akış olarak açar; "Sutra ću pročitati knjigu." ise tamamlanmış bir sonuç vaat eder — kitap bitirilecektir. Özellikle yararlı bir kalıp "dok" (iken) yapısıdır: sürmekte olan fiil süregelen bir arka plan verir, bitmiş fiil ise ani bir olay getirir. "Dok sam ručao, neko je pozvonio." — yemek sürer, zil bir kez çalar. Türkçe konuşanların en sık dört hatası şudur. Birincisi, bitmiş görünüşü "daha kibar" ya da daha resmi sanmak — değildir, yalnızca tamamlanmışlığı anlatır. İkincisi, alışkanlıkla tek bir görünüşe takılıp tamamlanmış bir eylemi sürmekte olan görünüşte bırakmak: "pisao sam pismo" bitmemiş gibi durur, ama mektup hazırsa "napisao sam pismo" olmalıdır. Üçüncüsü, süreç olmadan sonuç iddia etmek; bu yüzden "Učio sam, ali nisam naučio." doğrudur — çalışma oldu ama öğrenmeyle sonuçlanmadı. Dördüncüsü, şimdiki zamanda bitmiş görünüşü aşırı kullanmak; orada nadiren şu an olan bir şeyi anlatır. Pratik öneri: her fiilden önce kendinize eylemi akarken mi yoksa sonunu mu gördüğünüzü sorun — yanıt size görünüşü verir.
Örnekler
- Jeo sam ručak. I was eating lunch.
- Pojeo sam ručak. I ate (finished) lunch.
- Učio sam, ali nisam naučio. I studied but didn't learn it.
Dersin tamamı
Videodaki her şey, yazılı olarak.
-
Bütün gece učio sam — ama naučio değil. Neredeyse aynı duyulan iki kelime, ama zıt şeyler söylüyor. Biri süreç, diğeri sonuç. Bu, görünüş seçimi ve artık onu tahmin ederek değil, bilinçli seçeceksin.
-
Fiillerin çift halinde geldiğini zaten biliyorsun — bitmemiş ve bitmiş. Şimdi asıl soru geliyor: cümlede hangisini seçmeli? Karar basit. Eylem, sonucu olan tek bir tamamlanmış olaysa bitmiş görünüşü seçersin. Sürüyor, tekrarlanıyor ya da devam ediyorsa bitmemiş görünüşü seçersin.
-
Seçmeden önce kendine tek bir soru sor: eylemi akarken mi izliyorum, yoksa sonunu mu izliyorum? Akışın kendisi ilgilendiriyorsa — bitmemiş. Sonuç ilgilendiriyorsa, yani bittiği gerçeği — bitmiş. Aynı seçim hem geçmişte hem gelecekte geçerli.
-
Öğle yemeğiyle başlayalım. Sürecin kendisi, olup biten ilgilendiriyorsa bitmemiş görünüşü seçersin: Jeo sam ručak. Jeo sam süren bir eylemi çizer — yemeğin ortasındaydım, ama bitirdiğimi söylemiyorum. Vurgu akışın kendisinde.
-
Sonuç ilgilendiriyorsa — yani yemeğin yenip bittiği — bitmiş görünüşü seçersin: Pojeo sam ručak. Pojeo sam bitmiştir: po- öneki eylemi kapatır ve tabağın boş olduğunu söyler. Aynı yemek, ama artık akışı değil sonu görüyorsun.
-
Şimdi akılda tutulacak en önemli çift — öğrenme. Süreçten, kitaplar başında geçen zamandan söz ediyorsan bitmemiş görünüşü seçersin: Učio sam. Sonuçtan, konuyu gerçekten kavradığından söz ediyorsan bitmiş görünüşü seçersin: Naučio sam. Učio süreçtir, naučio sonuçtur. Bunlar eşanlamlı değil.
-
İşte buraya gelme nedenin olan tuzak. Učio sam, ali nisam naučio gayet anlamlı — zaman harcadın ama sonuç yok. Ama naučio sam, ali nisam učio anlamsız: süreç olmadan sonuç olmaz. Görünüş, gerçekten kastettiğin şeyi izlemeli.
-
Aynı seçim gelecekte de işler. Bir süreç planlıyorsan, uğraşacağın bir şey, bitmemiş görünüşü seçersin: Sutra ću čitati. Čitati burada okuyarak zaman geçireceğim demek. Sona varacağımı söylemiyorum — vurgu, akacak olan eylemin kendisinde.
-
Tamamlanmış bir sonuç planlıyorsan — bir şeyi sona erdireceğini — bitmiş görünüşü seçersin: Sutra ću pročitati knjigu. Pročitati sonuç vaat eder: kitap bitmiş olacak. Aynı yarın, ama artık sonu, tamamlanmış bütünü görüyorsun.
-
En büyük hata tembelliktir — daha tanıdık geldiği için hep aynı görünüşü seçmek. Eylem açıkça tamamlanmışsa, sırf alışkanlıktan bitmemişte kalma. Pisao sam pismo sanki bitmemiş izlenimi bırakır; bitirdiysen napisao sam pismo denir. Bırak görünüş tamamlanmışlığı taşısın.
-
İki görünüşü tek cümlede birleştir, mantığı sonuna kadar hissedeceksin. Süren arka plan bitmemiştir, onu kesen ani bir olay ise bitmiştir: Dok sam ručao, neko je pozvonio. Ručao sam süren bir süreci çizer; pozvonio tek bir tamamlanmış andır. Görünüşü, eylemin üstlendiği role göre seçersin.
-
Özetleyelim. Her cümleden önce sor: akış mı, son mu? Süreç, alışkanlık ve süren eylem için bitmemiş görünüşü seçersin — jeo, učio, čitao. Sonucu olan tek bir tamamlanmış bütün için bitmiş görünüşü seçersin — pojeo, naučio, pročitao. Aynı seçim hem dün hem yarın geçerli. Bilinçli seç, anlam her zaman doğru olsun.