Sırpçada genel/edilgen ve işteş «se» yapıları
Sırpça «se» parçacığı yalnızca dönüşlü değildir („yıkanıyorum”). Türk öğrenciler için iki kullanımı kafa karıştırır, çünkü Türkçede bunları ekle yaparız — Sırpçadaki gibi ayrı, küçük bir parçacığımız yoktur. Birinci kullanım: genel/edilgen «se». Belirli bir özne olmadan, genel olarak ne yapıldığını anlatır ve fiil genellikle 3. tekil kişide kalır. Bunu Türkçedeki edilgen veya kişisiz çatıyla, yani -ıl/-ın ekiyle düşün: «Ovde se ne puši» = „burada sigara içilmez”, «Kako se to kaže?» = „bu nasıl denir / söylenir?”, «Ovde se govori srpski» = „burada Sırpça konuşulur”. Kimse kişisel olarak anılmaz; bu genel bir kural ya da saptamadır. Belirli bir özne eklersen anlam değişir: «Kako ti to kažeš?» = „sen bunu nasıl söylüyorsun?” — bu artık genel değildir. İkinci kullanım: işteş «se». İki ya da daha çok kişi birbirine bir şey yaptığında Sırpça «se» koyar ve fiil çoğul olur. Bu, Türkçedeki işteş -ış ekine ya da „birbiri” sözcüğüne karşılık gelir: «Vidimo se sutra» = „yarın görüşürüz”, «Volimo se» = „birbirimizi seviyoruz”, «Poznaju se godinama» = „yıllardır birbirlerini tanıyorlar”, «čujemo se» = „görüşürüz / iletişimde kalırız”. Burada en güzel köprü görüşmek fiilidir: tıpkı «Vidimo se» gibi, içinde zaten karşılıklılık taşır. İşteş kullanımda «se» zorunludur: çıkarırsan karşılıklılık kaybolur. «se» olmadan «Vidimo sutra» artık „görüşürüz” anlamına gelmez. Son olarak, Türkçede hiç bulunmayan bir özellik: «se» bir klitik (yapışık küçük sözcük) olup cümlede ikinci sırada durur, istediğin yerde değil. Bu yüzden «Kako se to kaže?» deriz; «se», ilk vurgulu sözcüğün hemen ardından gelir. Kaçınılması gereken üç hata: (a) genel bir cümleye belirli bir özne eklemek, (b) işteş fiillerde «se»’yi unutmak, (c) cümle içinde yanlış yere koymak.
Örnekler
- Kako se to kaže? How do you say that?
- Ovde se ne puši. No smoking here.
- Vidimo se sutra. See you tomorrow.
Dersin tamamı
Videodaki her şey, yazılı olarak.
-
Ovde se ne puši. Vidimo se sutra. İki son derece sıradan cümle — ama içlerindeki aynı küçük se tamamen farklı iki iş yapıyor. Birinde kimse yok, diğerinde iki kişi birbirine dönüyor. Hadi bunu sonuna kadar netleştirelim.
-
se parçacığı fiille birlikte çok şey yapabilir, ama bugün iki temel işine bakıyoruz. İlki kişisiz olan: ne yapıldığını söylersin, ama kimin yaptığını hiç söylemezsin. İkincisi karşılıklı, dönüşlü olan: iki ya da daha fazla kişi aynı eylemi birbirine yapar. Aynı üç harf, iki ayrı dünya.
-
Kişisiz se ile başlayalım. Burada özne yok, eylemi yapan belirli bir kişi yok. Genel bir kuraldan, bir gelenekten ya da neye izin verildiğinden bahsedersin. Fiil genellikle üçüncü tekil şahısta durur, se ona o kişisiz, genel anlamı verir — sanki herkes için geçerliymiş gibi.
-
Binalarda ve kafelerde gördüğün klasik tabelaya bak: Ovde se ne puši. Kim içmiyor? Belirli kimse değil — bu herkes için bir kural. Özne yok, fiil üçüncü şahısta, se ise o genel, kişisiz mesajı taşıyor. Böylece kimseyi parmakla göstermeden bir yasak yazılır.
-
Bir şeyin nasıl telaffuz edildiği ya da adlandırıldığı da aynı şekilde sorulur. Bu, dil öğrenirken her gün ihtiyacın olacak bir cümle: Kako se to kaže na srpskom? Yine özne yok — sen bunu nasıl söylersin diye sormuyorsun, bu genel olarak nasıl söylenir diye soruyorsun. Kişisiz se soruyu genel hale getirir, sanki bütün dile soruyormuşsun gibi.
-
Kişisiz se bir geleneği ya da orada alışılmış olan şeyi de anlatır. Bir dükkândaki tabelada ya da bir muayenehanenin kapısında şunu okursun: Ovde se govori srpski. Kimin konuştuğu söylenmez — mesaj, bu evin dilinin Sırpça olduğudur. Govori se, radi se, jede se: bu, genel olarak geçerli olan her şeyin kalıbıdır.
-
Şimdi ikinci işe geçelim — karşılıklı, dönüşlü se. Burada gayet de bir özne var: iki ya da daha fazla kişi. Ama eylemi üçüncü birine değil, birbirlerine, karşılıklı yaparlar. Özne çoğuldur, se ise birbirini anlamına gelir.
-
Bu en sıcak şekilde tek bir fiilde duyulur. İki kişi birbirine sevgi beslediğinde, basitçe şöyle derler: Volimo se. Biz seviyoruz — kimi? Birbirimizi. Buradaki se özneyi silmez, aksine: sevginin iki yöne, karşılıklı gittiğini gösterir.
-
Ayrılırken en sık kullanılan selamlaşma da karşılıklı se'dir. Biriyle ayrılırken hoşça kal demezsin, şöyle dersin: Vidimo se sutra. Vidimo se — biz birbirimizi göreceğiz. Özne var, biz, ve eylem karşılıklı. İşte bu yüzden sıradan bir elveda'dan daha sıcak gelir.
-
İşte sürekli kullanacağın daha fazla karşılıklı fiil — hepsi aynı kalıpla çalışır: çoğul özne artı se. Poznaju se godinama i često se čuju. Poznaju se — birbirlerini tanıyorlar. Čuju se — birbirleriyle haberleşiyorlar. Vole se, grle se, mire se: iki kişi aynı şeyi birbirine yaptığında, se gelir.
-
Ve şimdi asıl tuzak, burada olmanın sebebi. Kişisiz cümleyi somut bir özneyle — sen ya da onlarla — çevirmek büyük bir cazibedir. Ama Kako se to kaže, Kako ti to kažeš demek değildir. Bir kişiyi koyar koymaz, o kişisiz, genel anlamı kaybedersin.
-
Ve tersine: karşılıklı se'de sakın sadece se'yi unutup onu üçüncü birine yapılan bir eyleme dönüştürme. Vidimo se birbirini demektir; se olmadan, vidimo, bir nesne ister — kimi görüyoruz? Bırak se karşılıklılığı taşısın.
-
Özetleyelim. Kişisiz se: ne yapıldığını söylersin, ama kimin yaptığını değil — Ovde se ne puši, Kako se to kaže. Karşılıklı se: iki kişi birbirine yapar — volimo se, vidimo se. Kendine sor: kimse yok mu, yoksa ikimiz birbirimize mi? Cevap sana hangi se olduğunu söyler.